Business

19 Kasım 2013 Salı

   Yaşamak güzel şey, yaşlanmak ta öyle belki de... Yani kimine göre... Bugün ve yarın... Peki ya dün? Ben, biz, siz tamam da, ya geçmişimiz? Sanırım işin burasını biraz geçmişiz. Düşününüz ki yaşadığınız çağa büyük hizmetler ediyorsunuz. Adınızı da anlı şanlı Türk tarihine yazdırıyorsunuz. Artık dünyada sizi parmakla gösteriyorlar. El kol hareketleriyle gösterilmekten iyidir neticede. Orası ayrı. Bunu bir kenara bırakırsanız işin özü şu ki kendi neslinize uçsuz bucaksız bir ışık tutuyorsunuz. Ve onlar da sizden devralmış oldukları bu bayrak sayesinde güzel işler yaparak hiç de zorlanmadan çıtayı yükseltebiliyor ve kendi icraatları olarak bu bayrağı göndere çekiveriyorlar. Şu ana kadar pek bir sıkıntı yok gibi gözüküyor. Ne dersiniz?

   Buraya kadar tamam diyelim. Aradan yıllar geçiyor. Uzun yıllar... Artık belki de sizin nesliniz önce Allah sonra siz ve sizlerin sayesinde refaha eren, dünyaya kafa tutan fakat geçmişine kafa atan bir nesil haline geliyor. Siz mi? Söyleyeyim. Siz bir hiçsiniz. Unutuldunuz. Bilinçli ve vefalı bir kaç torununuz dışında yok oldunuz. Elin eşkiyaları torunlarınızın tarih kitaplarında kahraman oluveriyor. Sizin mi? Esameniz okunmuyor. Ne kadar kötü bir esame yazmış olabilirsiniz ki? Garanti ederim benim yazımdan kötü değildir. Benim yazım bile okunabiliyorken sizin esamenizin okunmaması... Bilemiyorum bu kimin suçu. E haliyle belki de ruhunuza bir Fatiha bile okunmuyor. Muhtemelen suç sizde insan ölmeden bir dizisini çektirir ya da filmini... Torunlarınızın sayfalarca kitap okumasını nasıl isteyebilirsiniz. Onları bu şekilde töhmet altında bırakmaya ne hakkınız var? Kahramanmış. Sizin nereniz kahraman olabilir ki? Onlar başkalarının kahramanlarına inanıyor. PABUCUMUN KAŞİFİ adlı yazımda da anlatmıştım. Fakat modern kahramanları  da yok değil. Filmlerde ve dizilerde yaşıyor hepsi de...



   Bugün çıkıp toplum içinde Piri Reis desem -'Hangi Ülkü Ocağının başkanı o?' diyecek insanlar var. Anlıyormusun Piri Reis'çim? Bu işler öyle yüzyıllar öncesinden daha gezilip görülmeden dünya haritasını çizmeye benzemez. Ne olmuş yani Amerika'ya dünya haritasında ilk kez detaylı olarak yer vermişsen? Marifet mi yani bu senin yaptığın? 500 Yıl olmuş hala bir yenilikçi bakış felsefeni göremiyoruz. Nasa'dan alınan verilere göre böyle bir harita ancak uzaydan bakılarak çizilebilirmiş. Kuş olup uçmadın ya be adam. Hadi diyelim ki kuş olup uçtun. Atmosferin dışında nasıl nefessiz kalabildin? Nefesini tutup atmosferden bir içeri bir dışarı giriş çıkış yaparak mı çizdin bunu. Denize dalış denemesi mi ulan bu? Dalgıç desem değilsin. Kırlangıç desem değilsin. Nesin sen reyiz? Atmosferden geçerken yanma olayına girmiyorum bile. Muhtemelen Charizard'a dönüşmüşsündür. Yeter insanlarla dalga geçtiğin...


   Yok efendim haritacıymış. Yok efendim Kaptan-ı Derya'ymış. Böyle abidik gubidik işlerle uğraşmasaydın da insanlığa bir katkıda bulunsaydın. İnsan o çağa ait bir seneryo yazar da şimdiki senaristleri (bazılarını) sahte kurgularla uğraştırmaz. Hem harita yaptın da ne oldu? Yarısını çaldırdı torunların. Çaldır kapat biz seni ararız mı dediler nasıl kandırdılar bilmiyorum ki. Ayrıca o şiirlerine ne demeli? Hiçbir şey anlaşılmıyor. İnsan biraz modern Türkçe ile yazar. Orta çağ Türkçe'si ile yazmışsın. Ne kadar gerisin anlatamam. Hele o kastettiğin hazineler yok mu? Yok Sultanbahir'miş Yok Kilitbahir'miş. Şifrelemene ne gerek vardı? Da Vinci'ye mi özendin?

   Artık, torunların bile haritalarını, başkalarının haritalarından esinlenerek çizdiğini söylüyor kitaplarında. Ne kadar kıvanç duysan azdır. Ecdadımız olarak iftahar edebilirsiniz. Amaç da zaten bu değilmiydi? Sizinle bizim aramızdaki bağı koparmak. Yazdıklarınızı çizdiklerinizi söylediklerinizi bütün dünya kendi kitaplarından öğreniyor da biz bundan mahrum bırakılıyoruz. Daha doğrusu kendimizi mahrum bırakıyoruz. Mahremiyetin korunması olayını tamamen yanlış anlamış olmalıyız.



   Unesco bile farkında haritanın 500. yılının dolduğunun. Etkinlik bile düzenlemekte. Bir tek biz hatırlamıyoruz onları. Piri Reis ve yüzlercesi. Kendi tarihimizle yüzleşmeden ne kadar tarih yazabiliriz ki? Hoş, yazsak bile birileri ihmal, hattı zatında imha ediyor öyle değil mi? İnsanlığa katkı dediğin şeyi artık şu Justin'ler, Bieber'lar yapıyor. (Sadece Görevini yapan ya da yapmaya çalışan sanatçıya sözüm yok) Gençler olarak biz de bu kahramanlara hakettikleri değeri veriyoruz. Ne güzel. Sahi ne olmuştu Justin? Sevgilisinden ayrıldı mı?

   Sanço Panza bile biliniyor. Don Kişot'un yanında bir seyis.
   Unutma unutturma kardeşim. Deden oluyor Piri Reis.

Saygılarımla...